Bugun...


Öznur Özdemir


Facebookta Paylaş









ÖĞRETMENİM CANIM BENİM
Tarih: 28-04-2018 21:19:00 Güncelleme: 28-04-2018 21:19:00


 

Öğretmen olmak, öğretmeye talip olmak, hoca olmak çok ulvi bir mesleğe sahip olmak demektir. Kendisine devlet veya kurum tarafından verilen maaşın yanında başka hiçbir şeye talip olmamak, ilminden karşılıksız vermek anlamındadır. Eğitim camiasına giren pek çok kişi de bu duygularla çıkar yola. Ancak bu duygular “öğretmene hediye” gibi bir mefhumun öğretmen-öğrenci-veli arasına girmesi ile bozulabilir. Neden, çünkü sabahtan akşama kadar ellerine emanet ettiğimiz kişilerin evladımıza gözü gibi bakmasını isteriz. Ona daha çok hediye, hatta şöyle diyelim, maddi değeri daha büyük bir hediye sunarsak da çocuğumuza daha iyi bakacağına inanırız. E açık konuşalım veliden gelen hediye sebebiyle de çocuğuna daha iyi bakan öğretmenler yok değil. Şartlar öğretmen profilini, veli profilini ne hale getirdi dostlar. Bakalım bu akımın önünde ne kadar durabileceğiz.

 

Bir okul öğretmenler günü için muhteşem bir karar almıştı. Öğretmenlere çiçekten başka bir hediye alınmayacak demişlerdi. Çok da iyi etmişlerdi. Fakat keşke üst limit de belirleselerdi. Çünkü sınıflar bu sefer de en gösterişli, en büyük, en pahalı çiçeği almak için yarıştılar. Öğretmenlere bilmem kaç liralık, şıngır şıngır süslenmiş orkideler gitti. Bu pahalı çiçeklerin hepsi şimdi evlerin bir köşesinde öleceği günü bekliyordur. Mantık oturmayınca sonuçlar bu oluyor. Çiçekten başka hediye alınmasın denilmişti ama çiçeği de abartmayın demek unutulmuştu.

 

Anneler günü yaklaşıyor malum, bu okul anneler gününde böyle bir şeye girişileceğini hiç düşünmemiş olsa gerek, böyle bir uyarıda bulunmadı. Bulunmadı ve olan oldu. Kuyumcular gezildi, setler beğenildi. Sınıf annesi tam bütün velileri ikna edecek ve altın set öğretmene gidecekti ki, toplumu tek başına değiştirmeye kararlı, öğretmenliğin ana prensibinin karşılıksız sevmek ve öğretmek olduğunu, böyle maddi bir hediyeye gerek olmadığını, illa verilecekse de çocukların izlerini taşıyan elde hazırlanmış manevi bir hediyenin daha anlamlı olacağını söyleyen bir veli çıktı. Ortam buz kesti. Ama yıllardır gelenek buydu, gerekirse aile bütçesi zorlanarak öğretmene en pahalı hediye alınırdı. Öğretmenlerin büyük çoğunluğu da bunu geri çevirmediği için gelenek böyle yerleşmişti. Diğer öğretmenlere şaşalı hediyeler gelirken bu öğretmenin boynu bükük mü kalsındı. Toplumu tek başına değiştirmeye çalışan velinin önerdiği; güzel bir kitap alınıp ilk sayfasına bir yazı yazılması veya çocukların el izlerinden, resimlerinden oluşan bir tablo hazırlanması veya bir saat alınıp arkasına yazı yazılması gibi öneriler tabi ki kabul edilmedi. Kitap öğretmenin zevkine hitap etmeyebilirdi, tablo evine uymayabilirdi, saat alıp arkasına bir şeyler yazdırmak çok vakit isterdi. Her şeyden öte bunlar çok basit ve ucuz hediyelerdi.

 

Bu hikâyeden başka, bu konuda başka hikayeler duydum ki evlere şenlik. Bir arkadaşım hem de 15-20 yıl kadar önce, öğretmenine her yıl altın alındığını, babasının da bir sefer buna itiraz ederek hediyeye katılmayacağını söylemesi üzerine öğretmeninin kendisine karşı tavrının değiştiğini söyledi. İşin en komik yanı, arkadaşım henüz küçük olmasına rağmen bu tavır değişikliğini fark edip babasına söylemesi üzerine, babasının öğretmeniyle konuşup eğer bu tavrını devam ettirirse konuyu o sıralar meşhur olan Uğur Dündar gibi toplum müfettişliği türünden programlardan birine taşıyacağını söylemesi üzerine öğretmenin korkarak tavrını çabucak değiştirmesi ve arkadaşımı o günden sonra el üstünde tutmasıydı.

 

Başka bir öğretmen arkadaşımdan duyduğum olay, okulda meslektaşına, velilerin ağzını yoklaması ve ihtiyacı olan bir şeyi hediye almak istediklerini çıtlatmaları neticesinde, Dyson marka bir süpürge hediye alınmasıydı. Bu süpürgeler şu an 2500-3000 TL civarında.. Süpürdükçe çocukları hatırlar dediler herhalde.

 

Yapmayın etmeyin veliler, maddi hediyeye değer veren bir öğretmen çocuğunuza zaten ilkeli olmayı, karşılıksız sevmeyi öğretemez. Yapmayın etmeyin öğretmenlerim, nefse hoş gelmese de lütfen bir sektör haline gelmiş bu geleneği kırmaya çalışalım, durumu olan veli var olmayan veli var, maddi hediye işine bir son verelim. Maddi boyutu olan hiçbir hediyeyi kabul etmeyelim. Baştan böyle hediyeleri kabul etmeyeceğimizi duyuralım. Zaten öğrenciler, çocuklarımız hediyeyi kendileri seçmek, kendileri vermek ister. Tutalım çocuğumuzun elinden götürelim mütevazi bir dükkâna, bir çiçek seçtirelim, bir kitap alalım başına bir yazı yazdıralım, bir resim yaptıralım. Asıl değer budur. Hediyedeki değer maddiyatla ölçülmez.





FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

ÇOK OKUNAN HABERLER
YAZARLAR
SON YORUMLANANLAR
YUKARI