Bugun...


Mutlu Şahin


Facebookta Paylaş









Atatürk'ü Seviyor muyum?
Tarih: 20-05-2018 20:03:00 Güncelleme: 20-05-2018 20:03:00


 

Geçen gün babam, "Oğlum, Atatürk'ü seviyor musun?" diye bir soru sordu. Kendisine, "Atatürk'e olan yaklaşımım onun sevip sevmemek mesabesine değil, genel bir değerlendirmeye haizdir. Atatürk'e karşı değilim ancak senin sevdiğin gibi sevmiyorum" dedim. "Bu ne demek?" dedi. Anlattım. Anlattıklarımın kısa bir hülâsasını düz yazı şeklinde sizinle paylaşmak İstiyorum.

 

Bendeniz Atatürk'e değil, ama onun ve onun olduğu söylenen fikirlerin bayraklaştırılarak alternatifsiz tek modernleşme ölçütüymüş gibi herkese dayatılmasına karşıyım.

 

Yaşadığı zamanda ülkedeki pek çok akranına göre benim de faydalı bulduğum ilerlemeci icraatları olan bir devlet adamının, militanca işlenen Kemalist/Atatürkçü tanımları ile tarihsel bağlamından koparılıp, günümüz Türkiye ve dünyasında yetersiz ve kapsayıcı olmaktan uzak uygulama ve fikirlerinin aşılması için çabalanmasına münhasıran taraftarım.

 

Bırakın da, onu, nasıl ve neden sevmemeniz gerektiğine biz karar verelim. Bu topraklarda burjuva devrimi (daha çok burjuva devrimi karakteristiğinde) yapmış, ülkeye zamanla hür düşüncenin temellerini atacak kurumlar getirmiş (bu konuda öncüllerinden birisi, kendisinin zıddı olarak addedilen Mülkiye vb kurumları açan II. Abdülhamit idi), tebaa olmaktan ziyade bağımsız müstakil fert olmağa dikkat çekmiş Atatürk'e taraf olurum ben.

 

Ondan miras kalan şöven milliyetçiliği, özgürlükçü olmayan katı laikliği, ülke anasırına güvensizliği, tektipleştirmeyi, karma ekonomiyi ve onun olan ya da biraz abartılı bir şekilde kendisine atfedilen Kemalist ideolojinin, İngiliz liberalizmi, Alman Nazizm’i ve de Sovyet sosyalizmi arasında salınan bulamacına değil!

 

Bunları bize Atatürkçülük diye dayatan bazıları, Atatürk'ün bağımsız müstakil fert olma mefkûresini bildikleri halde, kendilerini, iddia ettikleri çağdaş/modern insandan ziyade, göçer toplumların taşıdığı atalar kültüne yaraşır şekilde, 80 küsur yıl önce bu dünyadan göç etmiş bir liderin askeri saymakta en ufak beis görmüyorlar. Sanki bu fikir üzerinden sonsuza kadar diğerleri üzerinde iktidar kurmak istercesine. Üstelik de mevzubahis olan bu lider, mezkur kabile mantığına son derece karşı olduğu halde.

 

Devletin bağımsız ve her şeyin üstünde olduğu kabilinden İttihatçılıktan kotarılma ve ferdi ikinci plana atan bir söylemin, günümüz sağ ve sol siyasetlerine biricik nakşedicisi olduklarını ve hatta AKP'nin yerli ve milli söylemi adı altında dış dünyaya ve içeride farklı olana düşmanlık beslenmesi fikrinin miras bırakanı olduklarını bile ya bilmiyorlar ya da çoğu kez bilmezden geliyorlar.

 

Öyle ya, 1960'larda tekellerine aldıkları ama aslında hiç olmadıkları sosyal demokratlık imajı çizik yer hafazanallah. Tüm bunları söyleyince de yanlış anladığımızı, esas durumlarının adını, "Atatürk'ün fikirlerinin askerliği" koyarak savunma yapıyorlar.

 

Sanki bu derleme fikirler Atatürk olmadan önce yeryüzünde yoktu ve O olmadığı, O'na tutunulmadığı sürece olmayacakmış gibi bir paranoya ile kendileri gibi düşünmeyen insanları irticacı, bölücü, azınlık sevici, vatan haini, liboş veya terbiye edilmesi gereken şaki olarak görmekten çekinmediler.

 

Üstelik bununla da yetinmeyip, düşünce özgürlüğüne saygı duyduklarını beyan ettikleri halde, Atatürkçü önermelerine aykırı düşünen herkesi dar düşünmek, bağnaz olmak ve ideolojik kalıplar ile hareket etmek ile de itham etmekten geri durmadılar. Ama gelin görün ki, bununla paradoks oluşturacak şekilde, sorunların çözümüne kadir olduğunu ve pragmatik olması ile övündükleri Ata yadigarı fikirlerini ise bağnazca ve ideolojik kalıp halinde savunmaktan maşallah hiç sakınmadılar.

 

Herhalde bu örnekler bile insanlara, "dayatılan Atatürk"ü neden sevmediğime dair yeterince fikir verir.

 

Bu kafaya, günümüzde iktidar olan İslami muadiline uzak olduğum kadar uzağım. İddia ettiklerinin aksine özgürlük ve ilerleme ile fazla bir ilgileri yok. Böyle bir kafanın gereği de yok. Benim Atatürk'ten örnek aldığım esas tek bir şey vardır, o da, bağımsız müstakil fertlerden oluşan bir topluma ulaşma hedefidir.

 

Daha önceleri de pek çok yerde ifade ettiğim üzere bir kişiyi sevmek, onun bazı iyiliklerini öne çıkarıp, kötülüklerini görmezden gelmek demek olmamalıdır. Yapılan bir iyilik, yapılan diğer bir kötülüğün mutlak aklayıcısı olmamalıdır. Akılla ve nesnel bir şekilde artılar ve eksiler ortaya konulmalı ve değerlendirmede mümkün olan en adil yaklaşım benimsenmelidir. Bu kişi Atatürk olsa bile.

 

 

 





FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

ÇOK OKUNAN HABERLER
YAZARLAR
SON YORUMLANANLAR
YUKARI