Bugun...


Mesut Kurtdede


Facebookta Paylaş









HEPİMİZ İŞİD’CİMİYİZ...
Tarih: 29-12-2018 10:48:00 Güncelleme: 29-12-2018 10:55:00


            Son 10 yılımızı İşid’le geçirdik. Orta doğudaki yönetim boşluğundan kaynaklı olarak, dünyanın dört bir yanında Müslümanlar akın akın Mezopotamya’ya geldiler. Kendilerince Irak-Şam İslam Devletini kurdular. Mücahitleriyle de bir dünyaya savaş ilan ettiler. Ve bir Cihada giriştiler.

 

            Tabii bizler toplum olarak karşı çıktık. Dedik ki: Onlar İslamı temsil edemezler. Radikal bir avuç grup.

 

            Peki ne yapıyorlardı ki? Bizi temsil edemezlerdi. Çevrelerinde Müslüman olmayan unsurlara, tekfir ettiklere unsurlara (Şii’lere) ve kendilerine karşı savaşan gruplara karşı savaş ilan ettiler. Ve çok merhametsiz idiler.

 

            Özellikle Müslüman olamayan unsurlara çok şiddetli davranıyorlar. Kadınları çocukları esir aldılar ve kadınları cariye olarak kullandılar. Iraktaki Şii, Hıristiyan, Yezidi ve Asuri halk kadınlı erkekli çok acı çekti. Zulüm gördü. Aileler çocuklarıyla birlikte kaçacak delik aradılar. Bulan buldu bulamayan esir ya da cariye oldu.

 

            Elbette ki kabul edilebilir bir şey değildi. Ama adamlar ısrarla İslam adına hareket ettiklerini söylüyorlardı. Peki öylemiydi gerçekten? Bunun için bir Ehli Sünnet kaynaklarına göz atmakta fayda var bence. Ehli Sünnet alimlerinden şöyle bir derleme:

 

            Ahmed Şevki Bek :

            “Diyanet-i İslamiyye; köleliğin tümden ilgasını emretmedi. Fakat olduğu gibi de bırakmadı… İslam’da efendi ile abdi arasında bir fark ve büyük bir kopukluğu icap ettiren bir ayırıcı sınır görülmez. Çünkü İslamlarda kölelik yüz karalığı ve utanmayı gerektiren bir şey değildir.

 

            Elmalılı Hamdi Yazır:

            “Falanın üç dört zevcesi var, şu kadar mülk cariyesi var diye medh olunmaları lazım gelmese de, levm-ü zem de olunmazlar, kimsenin onları edebe, hukuka, şer’a muhalif görerek kınamaya hakkı yoktur. Zira mülkiyet sözleşmesi ile helaldirler.”

 

            Kamil Miras;

            Gerçi Din-i İslam kökten bir hareketle köleliği ve cariyeliği men etmiş değildir.

 

            Seyyid Kutup;

            İslam’da esir alınan cariyeler ile yalnız sahipleri tarafından münasebet kurulmasına müsaade edildi.

 

           M. Hamidullah

          Bir kadın köle (cariye) açık ve kesin bir nikah akdi olmaksızın sadece efendisinin emir ve hizmetine bağlıdır. Bir efendi kendisinden çocuk dünyaya getirmemiş olan cariyeyi satabilir.

 

            Mevdudi;

            Kişinin evlenmeyle değil, ama sahip olmakla elinde bulundurduğu cariyelerle cinsel ilişkide bulunmasına izin verilmiştir.

 

            Hayrettin Karaman;

            Kişinin kendi cariyesi ile nikah yapma mecburiyeti yoktur. Evli cariye sahip değiştirince (satılınca) yeni sahibi onun evlilik akdini iptal edebilir. Mülkiyetin intikali boşanma yerine geçmektedir.

 

            M. Akif Aydın;

            Efendinin cariyesi ile cinsel ilişkiye girmesi onun hakkı, cariyenin de vazifesi olarak kabul edilmiştir.

 

           Muhammed Ebu Zehra;

          Kişinin kendi cariyesini yatağına alması mümkündür, haram değildir. Cariyeler mülkiyetinde oldukları kişilere yasaklanamazlar.

 

            İşte böyle…

            Medar-ı iftiharımız ehl-i sünnet alimlerimizin fıkhına göre hareket ediyormuş bu İşidciler de haberimiz yokmuş.

 

            Belki hepimiz işidciyizde yine haberimiz yok.

 

            Bir koşu Ehl-i Sünnet alimlerine sormak gerek….





FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

ÇOK OKUNAN HABERLER
YAZARLAR
SON YORUMLANANLAR
YUKARI