Bugun...


Mehmet Günalmış


Facebookta Paylaş









YA HERRÜ YA MERRÜ
Tarih: 14-04-2019 09:25:00 Güncelleme: 14-04-2019 09:25:00


           Pilavdan dönenin kaşığı kırılsın. Ben olsam hiç taviz vermeden devam ederim. Yok yaz geldi, yok rekolte çok yüksek gerçekleşti demem. Soğan ve patates hazretlerinden bahsediyorum. Allah kimseyi gördüğü günden geri koymasın. Madem bu kadar kıymete bindin, madem bir memleket meselesi hâlini aldın, inceldiği yerden kopsun…

 

          Bugün hem pazarı hem de ucuz diye bildiğimiz zincir marketleri gezdim. Çillenen, çürümeye yüz tutmuş soğanların hâlâ forsundan vazgeçmediğini gördüm. Normal zamanlarda çöpe layık görülmeyecek patateslerin dört liradan satıldığına şahit oldum. Hele bir vatandaşın, kilosu sekiz liraya satılan soğandan yedi sekiz tanesini poşete koyup “On liralık yap!” deyişi beni cidden dumura uğrattı.

 

          Evet, soğan ve patatesin önünde önemli bir samimiyet testi var: Bir hafta sonra yeni mahsul çıkacakmış ve kilosu bir buçuk liraya soğan satılacakmış. Sekiz lira nere, bir buçuk lira nere? Buçuk Çingene’de olur. Gel etme, eyleme, kendine bu kötülüğü reva görme. Gene benim gibi şom ağızlılara maskara olursun bak. Çıktığın yerden inme. Hazır belediyeleri de almışken muhalefetin ekmeğine yağ sürmeyi bırakmayın. Hiç değilse beş liranın altına inmeyin mösyö soğan ve ekselansları patates hazretleri!

 

          Ne oluyor yahu bana? Allah’ın nimetlerine bu sitem de neyin nesi? Onları ayartan deyyuslara gücüm yetmiyor, semeri dövüyorum herhâlde. Sayıları hiç de az olmayan şerefsizler güruhu söz birliği etmiş ve şöyle demiş: Bu soğanlar, patatesler gerekirse ziyan olacak fakat vatandaşın tenceresine girmeyecek. Zaten yurttaşlar ağızları kokmasın diye soğan yemez, obez olmamak için de patates. Vatandaş da zaten on yedi yıldır göbeğini kaşıyor. Her şeye müstahaktır. Değil mi ki beraber yürüdüler yağmurda, o hâlde allahsız zamlarımızla ıslanmayı sineye çeksinler.

 

          Bu deyyusuekberlere ne kadar kızıyorsam bir çuval soğan alabildiği parayla yedi sekiz soğan almaya razı olan vatandaşlara da o kadar kızıyorum. Gözümüzün nuru, gönlümüzün süruru Cumhurbaşkanımız defaetle bize işareti verdi. Ne olurdu bir ay, sadece bir ay eve soğan-patates götürmeyeydik. Var mı soğan-patatese bir ay dargın kaldığı için ölen biri? Benim akrabalarımdan iki kişiyi biliyorum ki hayatları boyunca soğan yemediler ve hiçbir şeycik olmadı onlara.

 

          Gene birileri cin mısırı gibi zıplayacak:” Ne yani kardeşim, sizin hükümetiniz düşmesin diye vatandaş kuru soğan da mı yemeyecek?” Hayır angut, öyle değil. Hükümetin uzun bacağı bir tarafınıza girsin. Benim derdim hükümetin aldığı üç beş eksik veya fazla oy değil. Vatandaşın tepki gösterme kabiliyetlerini sivriltmek. Öyle sivrilsin ve o deyyusların canını öyle yaksın ki sizin kefereler iktidar olsa bile benim insanım sömürülemesin.

 

          Hepimiz gördük değil mi? Ellerindeki stok eridikçe ve çürüdükçe fiyatlar yükseldi. Yani çürüyen ürünlerin bedelini de vatandaşa ödetmeye devam ettiler. Bu tufan daha devam edecek. Dolarıyla devam edecek, altınıyla devam edecek, demiriyle devam edecek. Ne zamana kadar? Teslim olana kadar… Ya ağamızın çişi üstüne çiş yapmayı bırakacağız. Önceki hükümetler gibi karşılarında el pençe divan duracağız… Ya da şeref ve haysiyetimizle yaşamak uğruna icap ederse işten artmaz, dişten artar deyip dünya nimetlerinden feragat edeceğiz.

 

          Aklı başında herkes idrak eder ki Çanakkale, bir eli yağda bir eli balda bir milletin yazdığı destan değildir. Bugünkü konfor sarhoşları o gün cephede olsaydı Çanakkale muhakkak geçilirdi… Ve biz bugün patatesi, soğanı, patlıcanı kuvvetle muhtemel Türk lirasıyla değil, avroyla satın alırdık. Affedersiniz, duymadım; bazı bocular “keşkeee!” diye hevliyor mu ne?

 




FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

ÇOK OKUNAN HABERLER
YAZARLAR
SON YORUMLANANLAR
YUKARI