Bugun...


Kadir Şahin


Facebookta Paylaş









SEÇİMİN ÜÇ BOYUTU
Tarih: 25-03-2019 20:30:00 Güncelleme: 25-03-2019 20:30:00


            Bir resme yada herhangi bir nesneye üç boyutlu bakarsak baktığımız şeyi her yönüyle görme ve değerlendirme imkânına sahip oluruz. Baktığımız şey hakkında daha objektif ve daha doğru yargıya ulaşırız. Baktığımız şey ya da konunun bazı yönlerini görmezsek eksik ya da yanlış bir kanıya ulaşırız. Eksik bilgiyle verilen kararlar da genellikle hatalı olur. Malum olduğu üzere 31 Mart’ta yerel seçimler var. Oy kullanmak bir vatandaşlık görevi. Yaşadığımız ülkede yönetime katılmak ve işi ehline vermek seçmenlerin görevi. Bu görevi yaparken “ince eleyip, sık dokumak” zorundayız.

 

            İşi ehline vermek yüce dinimizin emri. Allah (cc), Nisa süresi 58. Ayeti kerimede şöyle buyuruyor ; Allah size, emanetleri mutlaka ehline vermenizi ve insanlar arasında hükmettiğiniz zaman adaletle hükmetmenizi emreder. Allah size ne güzel öğütler veriyor. Şüphesiz Allah her şeyi işitmekte, her şeyi görmektedir. Bizde Müslümanlar olarak bu emrin gereğini yerine getirmek zorundayız. Seçtiğimiz adayın sevaplarına da, günahlarına da ortağız. Çünkü, o idareciye yetkiyi biz veriyoruz. Yetkiyi veren, yetkiyi kullanan kadar sorumludur. İşte bu sebeple yetki vereceğimiz kişiyi iyi seçmek zorundayız. Seçim yaparken, geçerli ve güvenilir kriterler koymak zorundayız. Ben bu yazımda tamamen kendi bilgi birikimime dayanarak, üç boyutlu bir bakış açısıyla üç önemli kriter olduğunu düşünüyorum.

 

            1.Boyut; Dini boyut: Dinimizin iki boyutu vardır. Bunlar inanç(itikat) ve ibadet yönleridir. İnanç yönü dinin temeli, ibadetler de katları mesabesindedir. Temel sağlam olmazsa bina çabuk yıkılır. Bu sebeple inancın tam ve düzgün olması gerekir. İnancın tam olması için İslam alimleri inançları sağlam temellere oturtmak için uğraşmışlar ve itikadi ilkeleri ehli sünnete göre düzenlemişlerdir. Bilindiği üzere itikat konusunda üç ehli sünnet mezhep vardır. Bunlar; selefi salihin, eşari ve matüridi’dir. Bu üç itikadi mezhebin kabul ettiği 62 ilke vardır. Bu ilkelerden biriside “ KÜFRE RIZA KÜFÜRDÜR “ Bu itikadi gerçek gereğince bir Müslüman küfre rıza gösteremez. Küfre rıza gösterirse dinden çıkmış olur. İşte bu dini kural gereğince bir Müslüman, din düşmanı, vatan haini ve münafıklardan oluşan partilerin adaylarına oy veremez.

 

            2.Boyut; İşi ehline verme boyutu: Dinimizin yukarıda değinilen emri gereğince işi ehline vermek zorundayız. 1.Boyut gereği elenmeyen barajı geçen adayları liyakat, ehliyet, tahsil, meslek, tecrübe, kapasite, ahlak güvenirlilik gibi belediye başkanlığı için olmazsa olmaz kriterler yönünden ikinci bir elemeye tabi tutarak en doğru, en ehil kişiyi bulmak zorundayız. İkinci eleme sonucunda kalbur üstünde kalan birden fazla aday varsa üçüncü boyuta geçmek zorundayız.

 

            3.Boyut; Beka boyutu: Bu seçim mahalli idareler seçimi olmasına rağmen genel seçimlerin bir göstergesi olarak da değerlendirilmektedir. Genel seçimlerle mahalli seçimler arasında illiyet bağı olduğu varsayılmaktadır. Genel seçimlerde yüksek bir oyla iktidara gelen bir parti eğer mahalli seçimlerde oy kaybına uğrarsa iktidarın kamuoyu desteğini yitirdiği, bu sebeple genel seçimlerin yenilenmesi gerektiği gibi bir hava oluşturulmaya ve iktidarın çalışmaları sekteye uğratılmaya çalışılmaktadır. Gelişmiş ülkelerde böyle bir sorun pek nadir olsa da, etrafı iç ve dış düşmanlarla çevrili olan ülkemizde bu sonuç iktidarı devirip ülkeyi rotasından saptırmak için malum düşmanlar tarafından aleyhimizde kullanılacağı kesindir. İşte bu sebeple mevcut iktidara sahip çıkarak desteklemek zorundayız. Ülkemizin bekası için, iktidar partisi mensuplarınca yapılan hataları ön plana çıkarıp ülkemizin geleceğini tehlikeye atmak Müslüman’ın yapacağı bir davranış olamaz.

 

            Unutmayalım ki, hepimiz aynı gemideyiz. 2002 yılı öncesi içinde bulunduğumuz gemi dümensizdi. Rotamız belli değildi. Meçhule doğru giden, ne zaman kaza yapacağı, nerede karaya oturacağı belli olmayan bir gemiydi. Geminin kaptanı belli değildi üç başlı bir yönetim vardı. Dördüncü bir baş olarak Amerika’dan ithal bir şahıs daha getirildi. Dört başlı bir geminin yol alamayacağı bilinen bir gerçekti. Öyle de oldu. Ülke büyük bir krize girdi. Devlet Bahçeli’nin zamanında müdahalesiyle seçim kararı alındı. Sonuç olarak Ak parti iktidara geldi.17 yıldır iktidarda olan Ak parti tüm müdahalelere rağmen rotasını kaybetmeden yoluna devam ediyor. Rotamız “ KIZIL ELMA “ . Gemi emin ellerde. Ancak, gemi içinde sorunlar yok değil. Cumhurbaşkanına şirin gözüken ancak kendi cebine çalışanlar, ihanet içinde olanlar, işin ehli olmayanlar var elbette. Cumhurbaşkanı insanlara güvenmek ve görev vermek zorunda. Görev verdikleri insanların tamamı kaliteli değil. Teknik direktör çok kaliteli olsa da, oyuncular istenen kalitede değilse başarı sınırlı kalır. Bu sorun ülke sorunu. Genel itibariyle insan kalitemiz düşük. Bunun birçok sebebi var.

 

            Ülkemizin insanlarını sözde Müslüman ama, yaşayışta gayrimüslimlere benzetip öz benliklerinden, kültürlerinden, ahlaki değerlerinden koparmak için son bir asırdır her türlü yıkıcı, yok edici düzenlemeler yapıldı. Eğitim adı altında ecnebilerin hayat tarzları insanlarımıza empoze edildi. Dinimizin emirleri ve Peygamberimizin (sav) ahlakı yok sayıldı. İnsanı insan yapan değerleri elinden aldığınızda ortaya bugünkü manzara çıkar. Yapılan yolsuzlukların, hırsızlıkların, cinayetlerin, tecavüzlerin, çevre kirliliğinin,  kavgaların insanları rahatsız eden her davranışın temelinde kalitesiz insanlar vardır. Bu gerçeği görmezden gelip her tür kabahati bir partiye yükleyen, öküz altında buzağı arayan insanlar var. Bu davranış biçimi elbette doğru değildir.

 

            Peygamber Efendimiz (sav) kavimler (toplumlar) layık olduğu şekliyle yönetilir buyuruyor. Yani, bir toplumda insanların kalitesi arttıkça başlarına daha kaliteli yöneticiler gelir. Aksine, insan kalitesi düşerse başlarına daha kötü yöneticiler gelir. Diğer deyişle, fasık toplumun başına evliya gelmez. İnsanların kalitesiyle yönetim kalitesi arasında paralellik vardır. Bu gerçeği görmezden gelerek sadece idarecileri suçlayıp, toplumun hatalarını görmezden gelip her kabahati partiye fatura etmek doğru bir davranış şekli değildir. Yapılan hataları elbette görmezden gelmeyeceğiz, o hataların düzeltilmesi için elimizden gelen her şeyi yapmalıyız. Ama, yapılan hataları ön plana çıkarıp hatalar olmasına rağmen ülkeyi eskilerle kıyaslanamayacak kadar iyi idare eden partiyi desteklememek çok yanlış bir davranıştır. Pireye kızıp yorganı yakmak sorunlarımızı çözmez. Başka bir partiye oy vermek bindiğimiz dalı kesmek veya kendi ayağımıza sıkmaktır. Ülkenin geleceğini karartmaktır. Ülkemizin bekası için mevcut iktidara sahip çıkmamız gerektiğine inanıyorum. Hatalar olmasına rağmen mevcut iktidardan daha iyi bir parti göremiyorum. Önümüzdeki seçimlerin ülkemiz ve İslam alemi için hayırlara vesile olmasını diliyorum…





FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

ÇOK OKUNAN HABERLER
YAZARLAR
SON YORUMLANANLAR
YUKARI