Bugun...


İbrahim GÖVCECİK


Facebookta Paylaş









Lale Bahçeleri
Tarih: 10-04-2019 09:45:00 Güncelleme: 10-04-2019 09:45:00


Konu: Lale Bahçeleri
 

On bir gün öncesine kadar, tüm dualarım ülkemizin bu seçim sürecini sağ salim  tamamlayıp sandıkların kapanıp sayıma geçebilmesi ile ilgili idi.

Sanıyordum ki, sandıklar kapanır, tekrar açılır ve sayılır, kazanan  kazanamayan belli olur, 'sepeti koluna herkes yoluna' olur.. ama olmadı.

İstanbul hepimizi yormaya devam ediyor. Şu satırların yazıldığı saatlerde de sayımlar ve itirazlar devam ediyor. Şimdi de tek duam, "Allahım milletimi siyasi garabetlerden koru" oldu.
Hayırlısı olsun. Biz kıt aklımızla o kocaman akıllı adamların ne düşündüklerini analiz edemeyiz elbette!! Onlar daha iyi bilirler.

Ama 'Milletimiz de inşallah bütün bunlardan bir kalkış öğrenmiştir' diyerek asıl konuya geleyim. 
Lale!
Evet dilimize Farsçadan giren  bu kelime hepimizin çok sevdiği bir çiçeğin adı. Biz bu çiçeği çok severiz, ama Hollandalılar hem sever hem de bu çiçekten milyarlarca euro kazanç elde ederler.
Lale aslında bir Asya çiçeğidir. Pamir Yaylaları'nın serin havasında büyüyen bu doğa harikası, adeta atalarımızın can yoldaşı olmuş.  Bizimle beraber Orta Asya'dan gelmiş, Anadolu'yu kendine yurt edinmiş. Atalarımız bu çiçeği o kadar çok sevmişler ki, kaftanlarına lale figürleri işletmişler, laleli çinilerle sofralardan, camiilerimize kadar her yerde laleye özel bir yer vermişler.


1555-1562 yılları arasında Osmanlı'da, Avusturya-Macaristan sefiri olarak görev yapan Ogier Gislen Van Busbeke sayesinde, Avrupa lale ile tanışmış. Busbeke, laleyi ilk olarak Edirne'de gördüğünü anılarında anlatır.  Sultanların kavuğuna benzettiği için bu çiçeğe "tulban" daha sonra da "tulp, tulip" demiştir. Ülkesine geri dönerken, Sultan Süleyman tarafından hediye edilen lale soğanlarından, sarayların bahçelerini düzenleyen, peyzaj mimarı arkadaşı,  Carolus Clasius'a verir. Clasius, bu soğanları Leiden Üniversitesi'nin ve kendi evinin bahçesine eker. Profesör Clasius, aynı zamanda bir botanikçidir. O tarihlerde üniversitede lale soğanlarını döllendirerek değişik türler elde etmeyi de dener. Ürettiği laleleri hiç bir zaman satmayı düşünmez. Ama bir gece hırsızlar bahçe duvarını aşarak soğanları hırsızlarlar.


İşte bu hırsızlıktan sonra, lale soğanlarının ticareti başlar. 1630 yılında başlayan Hollanda ekonomisinin yükselişi, paranın bolluğu sayesinde, lale satışları öyle bir hale gelir ki, bir lale soğanının bir ev parası kadar olduğunu görürüz.  Bu döneme Hollandalı tarihçiler "lale takıntısı" manasında "tulpenmania" derler. 1637 de pek çok tüccar işi kumara kadar götürür. Bazıları iflas eder. Bunun üzerine hükümet, lale çılgınlığını yasaklar ve bir gecede %95 değer kaybeden lale borsası, yeraltına iner. Gizli satışlarla yine büyük paralar kazananlar olur. 
Ömrü çok kısa olan bu saray çiçeğini herkes alamayınca, Nicolas van Verendael adlı bir ressam, lale resimleri yapıp satmaya başlar. Verendael çizgilerine kendi düşüncelerini de karıştırınca, gerçekte olmayan lale resimleri ortaya çıkar.  İşte bu değişik lale resimleri ileriki yıllarda, lale yetiştiricisi biologlara genetik ilham olur. Bu gün yüzlerce lale türü üreten Hollanda, bu çiçeğin soğanından yaprağına kadar her şeyini değerlendirerek, milyarlarca gelir elde ediyor.
Lalenin, Avrupa yolculuğunun başladığı İstanbul, şiirlere, romanlara, şarkılara ilham veren güzelliğini, muhteşemliğini, 'beni yönetsin' diye başına seçtiği başkanlar sayesinde bilerek veya bilmeyerek katledilip, güzelim İstanbul betonlaşırken, lalenin son durağı Hollanda'nın küçük bir kasabasından dünyaya renk vermek için yeryüzüne dağılıyor. 


Güney Hollanda'nın Lisse kasabasında, 1642 yılında inşaa edilen, Keukenhof Şatosu'nun arka bahçesinde, ünlü peyzaj mimarı Zocher tarafından düzenlelen parka lale soğanları da ekildi. Aslında bu bahçe, şatoya baharat ve sebze yetiştirmek amacıyla düzenlenmişti. Zocher'in yaptığı parkta 1949 'da ilk çiçek sergisi ve borsası açıldı. Daha sonra lale, sümbül, kardelen, nergis, zambak ve orkide gibi çiçekleri yetiştiren yüzlerce  firmanın katılarak dekore ettiği bu meşhur Lale Bahçeleri, geçen yıl yabancı iki milyon turist ağırladı. Buna yerli ziyaretçileri de eklersek, yaklaşık üç- dört  milyon insanın, 20 mart - 13 mayıs 2018 arasında açan yedi milyon kök laleyi görmeye geldiğini görürüz.


Bu yıl 21 mart-19 mayıs arasında ziyarete açılan lale bahçeleri, geçen yıldan daha fazla ziyaretçi bekliyor.
Biz dönüp dolaşıp, aktarıp dönderip sandık sandık oy saymaya, karşılıklı güven kaybıyla, namuslu vatandaşın verdiği oyları da, sahtekarların arasına katarak ülkede güven bunalımı yaratmaya devam edelim. 
Halbuki, 32 hektarlık bahçelerden milyarlarca euro  kazanan bu ülke de, bundan yirmi gün önce eyalet seçimi yaptı. Yaptı ve o gün herşey kendi mecraında ilerlemeye devam etti. 
22 bin km karelik bir ülkede küçücük bir köy dünya çapında marka olurken, dünyanın gözdesi, Fatih'in armağanı İstanbulumuzu siyasi güvensizlik markası olarak dünyaya lanse etmeye kimsenin hakkı yoktur. Bir an önce 29 Mayıs 1453 ve 6 Ekim 1923 ayarlarına tekrar dönerek, "Yedi Tepe" de çiçekler açtırmalıyız
Ne diyelim, Allah iç dünyamıza bahar renklerinde  laleler açtırmayı nasip eylesin.

 





FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

ÇOK OKUNAN HABERLER
YAZARLAR
SON YORUMLANANLAR
YUKARI