Bugun...


D. Mehmet DALKANAT


Facebookta Paylaş









DİNCİ KAPİTALİZM
Tarih: 08-05-2019 11:16:00 Güncelleme: 08-05-2019 11:16:00


DİNCİ KAPİTALİZM

 

40 yıl boyunca gençliğimizin en güzel yıllarını CHP ve onun arkasında duran askeri vesayetin hukuksuz ceberut uygulamalarının sona ermesi için mücadele ile geçirdik.

 

Ülkücüsü, Nurcusu, Süleymancısı, tarikatçısı, milli görüşçüsü, radikal İslamcısı bedelini ödeye ödeye geldik 2 binli yıllara.

 

AKP iktidarı bütün bu İslamcı grupların özverili çalışmalarının alt yapısı üzerine inşa edilen bir sonuçtu.

 

Beklentilerimiz kardeş kavgalarının sona erdiği, kardeşlik hukuku üzerine kurulmuş, eşitlikçi, dengeli, fırsat eşitliğinin herkese aynı mesafede olduğu, itirazların en aza indirildiği, aç kimsenin kalmadığı, özgürlükçü, herkesin fikrini rahatlıkla söyleyebileceği bir Türkiye idi.

 

2008 askeri vesayetin kaldırıldığı günlere kadar da umutlandık.

 

Geçmişe göre iyi kötü daha iyi giden bir süreç vardı. Ne olduysa askeri vesayetin siyasetin eline geçmesiyle başladı.

 

2010 dan sonra vesayet siyasetin eline geçtiğinde dün devam etmeye başladı.

 

Kapitalizm acımasız bir şekilde uygulamaya konulmuş sadece aktörler değişmişti. Tüm İslamcı gruplar ganimetten pay kapmanın iştahına ve ihtirasına kendini kaptırmış dün söylediklerini unutmuş mal, mülk, para sevdası ve ihtirası her şeyi alıp götürmüştü.

Liyakat yerini itaate, paylaşım yerini zenginliğe, ahlak yerini yolsuzluğa, özgürlük yerini ceberutluğa terk etmeye başlamıştı.

 

Başörtüsü artık sadece bir aksesuardı.

Küresel kapitalizmin şekillendirdiği insan tipi imam hatipliler başta olmak üzere yeni yetişen kuşağı formatlıyor, deizm, ateizm gençliğin zihnini param parça ediyordu.

Mevcut İslamcılık sorgulanmaya bu sonuçların ancak kapitalizmin giydirildiği sahte bir İslamcılıkla oluşabileceği noktasında kanaatler geçerlilik kazanmaya başlamıştı.

 

Bunun adı resmen dinci kapitalizmdi.

Dinci kapitalist baronlar sadece namaz kılıyor gibi yapıyor, içki içmiyor gibi davranıyor, yılda bir kez turistik hac ve umre ziyaretleriyle görüntüyü kurtarıyor ancak yaşamın diğer tüm formatları kapitalizmin diyalektiğiyle yürüyordu.

Bu davranış türü bize aslında hiç de yabancı değildi. Özellikle Kerbela vakıasından sonraki tüm iktidarlar dönemlerinde bu anlayış güç sahipleri tarafından dayatılmış karşı duranların kellesi alınmış, gerektiğinde şehirler kılıçtan geçirilerek geride izleri bile bırakılmayacak şekilde yok edilmişti.

Öyle ki haçlı saldırılarında öldürülen Müslüman kanından daha çok dinci kapitalizme karşı duran Muvahhitlerin kanı dökülmüş, tarihsel belgeleri bile ortadan kaldırılmıştı.

 

Yüz yıllar içinde hayatın dışına taşınmış, evlerimizin duvarlarını süsleyen bir aksesuardan öte kıymet ifade etmeyen Kur’anın özü ve ruhunun anlaşılması için şu iki paradoksun ortadan kaldırılması gerekiyordu. Bunlardan birisi dinci kapitalizme bakarak onu kur’an zanneden din karşıtlarının zihnindeki bu şartlanmışlığın ortadan kaldırılması gerekiyordu.

İkincisi ise Dinci kapitalizme din diye gönül vermiş samimi insanlara gerçek dinin gösterilmesi gerekiyordu. Muvahhit Müslümanlar bu gün böyle zorlu bir sürecin içinden geçiyorlar.

 

Dinci kapitalistler kendilerine muhalif olan Muvahhit Müslümanları her zaman olduğu gibi sosyalist, komünist, ateist gibi( Sanki kendileri daha temizmiş gibi) ezberlettikleri algılara mahkum ederken, sosyal demokrat, sosyalist, komünist zihin dünyası ise muvahhit Müslümanları dinci kapitalizmin dışında düşünemiyorlar veya güvenemiyorlar.

 

Dinci kapitalizmin temel hedefi iktidarda kalmak mal, mülk ve serveti elinde tutmaktan ibarettir. Bunun için feda etmeyeceği değer yargısı yoktur. Bayrak, vatan, din onlar için sadece bir reklam tabelasından ibarettir. Satın alamayacakları insanları önce korkuturlar olmazsa kellesini alırlar. Tarihsel gelenekleri böyledir. Dolayısıyla İstanbul seçimlerinin iptali benim için sürpriz bir sonuç değildi.

Bundan sonrakiler de sürpriz olmayacak. Dinci kapitalizm kendi içinde gruplaşarak ancak kendi kendini imha edecektir...

 

Benim korkum yerine gelecek iktidar sahiplerinin tahterevallinin öbür ucuna oturmalarıdır. Bu talihsiz döngü dilerim yıllardır sürüp giden değişmez kaderimiz olmaz. Dilerim hak, hukuk, adalet temeline dayalı yeni bir sistem nasip olur. Tabii eğer hak etmişsek...


 





FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

ÇOK OKUNAN HABERLER
YAZARLAR
SON YORUMLANANLAR
YUKARI