Bugun...


Ali Yalçın


Facebookta Paylaş









Müslümanlar Açısından Yüzün Yeniden İnşası
Tarih: 11-01-2019 11:06:00 Güncelleme: 11-01-2019 11:13:00


Müslümanlar kendileriyle/geçmişleriyle yüzleşerek yüzlerini değerler bazında inşa ettiklerinde Hanifler olarak tüm hesap-kitap ve pratiklerde çelişkiden uzak, karmaşadan güvende bir tutarlılık ve temsiliyet ile yeniden tarih sahnesine çıkabileceklerdir.

 

“Hanif olarak yüzünü din için ikame et, sakın müşriklerden olma” (Yunus-105)

 

“Hanif olarak yüzünü din için ikameet, Allah´ın fıtratı ki insanları onun üzerine yaratmıştır. Allah´ın yaratmasında bir değişme olmaz. Kayyum olan din budur lakin insanların çoğu bilmezler” (Rum-30)

 

q-v-m  fiil kökünden gelen İKAME için   Kur´an temelinden baktığımızda, Müslümanlar açısından bugünün YÜZ (Vech) meselesini ele alabiliriz.

 

İKAME kelimesi, kökü itibariyle; doğrultma-doğrulma, sağlamlaştırma (inşa), kıyamet, ayakta durma, ayakta tutma, dönme-yönelme, kıymet (değer), kavim, kıyam (itiraz, başkaldırı), kayyum, ikamet, müstakim, istikamet...  vs. anlamları bulunmaktadır ki bu anlamlar genişletilerek çoğaltılabilir anlamlardır.

 

Konuyu asıl ele alacağımız boyuta taşımak için; YÜZ, FITRAT, İKAME ve KAYYUM OLAN DİN tanımlamaları yaparak günümüze ışık tutabiliriz.

 

Allah katında geçerli tek din olan İslam´ın yeryüzüne hakimiyeti, “dinin iktidarı” gündeme geldiğinde, kafa karışıklıkları yaşanmaya başlamaktadır. Dinin iktidarı sürecinde, iktidarın rengi ne olursa olsun, kendisiyle kurulan temaslar Müslümanlarda “YÜZ SORUNU” oluşturmaktadır. İktidarın açtığı alanlarda yol almaya çalışmak, peygamberden istenen “YÜZÜN İKAMESİ” hususunda ciddi bocalamalara sebep olmaktadır. Buradan çıkarım olarak; “dinin yeryüzüne hâkim kılınması” ve “yüzün ikame edilmesi” ilişkisini irdelemeye çalışacağız. Bunun için de ayet metinlerinde geçen diğer kavramları anlamaya ihtiyaç vardır.

 

Hanif Olmak: Arap lügatinde hanif/hanef tanımlaması için doğuştan ayağının tabanı üzere basamayan, tamamen yan basan bireyin ayağını tanımlamak için: Bu ayak HANEF´tir denirdi. Ayağın duruşu, yönü bellidir. Yani söz konusu ayağın yere gelen temas kısmının değişmesi mümkün değildir.

 

Yüzün, bir HANİF olarak, insanın üzerinde yaratıldığı Allah´ın fıtratına döndürülmesiyle de yüzün başka bir yöne dönmesinin artık mümkün olmadığı durum tanımlanmıştır.  Asıl mesele ise, hanif olarak din için ikame edilecek yüzden nelerin anlaşılabileceğidir. Yani din için “YÜZÜN İNŞASI” meselesidir.

 

Kayyum Din: Diğer bir husus da KAYYUM OLAN DİN‘ den nelerin anlaşılabileceği hususuna gelirsek, kayyum da tıpkı ikame gibi q-v-m fiil kökünden gelmektedir. SAĞLAM KIYMETLER DİNİ / DEĞERLER DİNİ.

 

Din soyut bir mefhum olarak anlaşıldığında, hâkim kılınması da soyut / anlaşılmaz hayalî hal alır. Gerçekten hayale, yani zanna doğru yönelimler ise, dinin hâkim kılınmasında zanna dayalı yol ve yöntemler ortaya çıkarır ki bu da değerlerden kopuk ve değerleri ayakaltı eden pratiklerle sonuçlanır.

 

Dinin hâkim kılınmasında esasın değerlerin hâkim kılınması olması, dini hâkim kılmak isteyenlerin kendi pratiklerinde değerlerin aktif temsilcileri de olma zorunluluklarını beraberinde getirecektir. Hanif olarak yüzün dine dönük olması, Allah´ın fıtratı ile uyumlu bir şekilde, yüzün ikame edilmesiyle / yüzün inşa edilmesiyle doğrudan alakalıdır... Bu durumda yüzün/yönelmenin başka bir yöne asla meyletmemesi Müslümanları değerli kılacaktır. Beşerî iktidarlara dönük, beşerî iktidarlar ile aynı karede olan yüzlerin değerleri temsil etmeleri beklenemez. Kirlenen beşeri iktidardan mütevellit kirlenen yüzler sadece dinden uzaklaşmalar getirmez, din temalı tüm hal ve davranışlara karşı da ciddi rezervler konulmasına sebep olur.

 

Yüzün inşa edilmesi sürekli bir uyarı ve gerekliliktir. Hanif kararlılığında, tertemiz mutlak iyiye dönmek, bu yüzün mutlak kötüye asla dönmeyeceği anlamındadır. Durumların değişimi ihtimalleri adedince değişen yönelim ve duruşlar böylece engellenebilecektir. Mutlak iyiden yana tercih te bulunmak mutlak iyi ile bağı olan değerlerden yana tavır almaktır. Mutlak iyi Allah ile ilintilidir. Allah Teâlâ iyi kavramı söz konusu olduğundaki mutlak iyidir. Mutlak iyinin de en temel sebebidir. Mutlak kötünün Allah´ın fıtratı ile bir bağı yoktur. Mutlak iyi değerler manasındaki toplam iyiyi, mutlak kötü de değerlerden uzak toplam kötüyü cem eder.

 

Müslümanların yüz inşasında mutlak iyiye dönük bir inşa hali söz konusudur ki insanın üzerinde yaratıldığı ve değişimi de mümkün olmayan değerler bu yüze sahip olanların temsiliyle belirginleşir ve yüz inşalarını tamamlayanların vesilesiyle de din, yani değerler insanlığa hâkim olur. İnsanın (en-Nas´ın) üzerinde yaratıldığı, Allah´ın fıtratı ile uyumlu değerlerin neler olduğu meselesine gelince; insanı onurlu yapan tüm insani değerler akla gelmektedir.

 

Günümüzde; dinî temsilde Müslümanların en çok zorlandıkları alanlar eğer değerler bazında “yüzlerin erozyona uğraması”ise, değişik bir ifadeyle Müslümanlar, ahlak, eminlik/güvenirlik, hak-adalet yanlısı olmak, hakkı herkes için savunmak, zayıfın hukukunu korumak, haksız yere kan dökmemek, ölçü ve tartıda /ticarette, şahitlikte, namuslu olmakta vs.… kendileriyle/fıtrat ile yüzleşmeyi gerektirecek durumdalarsa tek çözüm, yüzlerini yeniden ikame etmeleridir. Yüzlerin ikame edilemediği durumlarda yüzlerindeki lekeler yüreklerine –vicdanlarına-amellerine yansıyacak, amelleri/pratikleri güven kaybına devam edecektir. Zaten, değerler dini olan İslam da   değer yitimine uğrayanlar tarafından temsil edilmekten münezzehtir. Evrensel (nassa ait, insani olan) ne kadar değer varsa mutlak iyinin bileşenleri olduğundan, evrensel değerlere (kıymetlere) sahip olunmadıkça kendisinde en ufak bir eğrilik bulunmayan, müstakim olan din de temsil edilemeyecektir.

 

Müslümanlar kendileriyle/geçmişleriyle yüzleşerek yüzlerini değerler bazında inşa ettiklerinde Hanifler olarak tüm hesap-kitap ve pratiklerde çelişkiden uzak, karmaşadan güvende bir tutarlılık ve temsiliyet ile yeniden tarih sahnesine çıkabileceklerdir. Müslüman coğrafyada, türlü deneyimlere sahip olanların evrensel vicdanda yer tutmakta zorlanmaları, Müslüman yüzün insanlığa vereceği güvenin de yeniden sağlanmasını kaçınılmaz kılmaktadır. Merkezinde Kur´an´ın bulunduğu, Kur´an´i olanlara da ihtiyacın açık olduğu yüz inşalarının, günümüzün değerler bazında dibe vurmuş insanlık için yeniden medeniyet kazanımları getireceği de aşikardır.


 





FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

ÇOK OKUNAN HABERLER
YAZARLAR
SON YORUMLANANLAR
YUKARI