Bugun...


Ali Ihsan karatut


Facebookta Paylaş









YE OĞLUM YE, YİYEBİLDİĞİNİ YE, ARTANI YANINDA GÖTÜR ACIKINCA YERSİN !!!
Tarih: 24-12-2018 22:01:00 Güncelleme: 24-12-2018 22:04:00


İstanbul’da yaşayan Maraşlı bir ağabeyin WhatsUp durumunda gördüm sabah sabah.

Çığlık çığlığa bağırıyordu adeta (hoş mizacı bağırmadan konuşmaya da pek elverişli sayılmaz ama pek boşa bağırdığını da görmedim bu güne kadar)

“8.170.000 TL için mezarlık yerini petrol’e satacağınıza camilerde Cuma günü para toplatsaydınız zoruna gitmezdi MARAŞ’lımın”, “Keşke Gaziantep Fatma ŞAHİN’den isteseydiniz gönderirdi 8.170.000-TL yi mezarlık yerini satmanıza gerek kalmazdı” daha uzayıp giden bir sürü zehir zemberek paylaşımlar.

Konuyu biraz araştırınca aşağı yukarı bir fikir sahibi oldum. Meğer Kahramanmaraş Büyükşehir Belediyesi, DSİ’den Şeyh Adil Mezarlığına katmak üzere, DSİ 20. Bölge Müdürlüğü sınırları içerisine 201. Şube Müdürlüğü için işletme ve idari binaları yapılması karşılığında Büyükşehir Belediyesi’ne devredilen arsalardan bir kısmının satışı için ihaleye çıkmış. Arsalardan birisi satılmış iddiaya göre üzerine Petrol Yapılmak üzere ruhsatı alınarak inşaat bile başlamış. Diğer iki arsa için ( Dulkadiroğlu, Şeyhadil Mahallesi, 420 Ada 14 parsel 9.542,94-m2 ve aynı ada 17 parsel 4.308-m2 ) ise Büyükşehir Belediyesi İhale Salonunda 08.01.2019 Salı günü saat 14.00 ‘te ihale yapılacakmış.

 

Şeyhadil Mezarlığı kuruluş tarihi net olarak bilinmemekle birlikte bu alanın 300 yıldan fazla bir zamandır mezarlık olarak kullanıldığı tahmin edilmektedir. Subaşı olarak görev yaptığı dönemde kendi parasıyla satın aldığı yeri mezarlık olarak vakfeden Şeyh Adil Maraş’lının gönlünde taht kurmuş Osmanlı dönemi idarecilerinden birisi olarak bilinir, saygıyla anılır.

 

Bundan tam 50 yıl önce CHP’li Belediye Başkanı İsmet ÖZTÜRK Şeyhadil Mezarlığının bir kısmını park yapmak istediğinde halk sokaklara dökülmüş, karşı çıkanlardan 4 gün tutuklu kalanlar bile olmuş.

 

Kahramanmaraş Büyükşehir Belediyesinin, her ne gerekçeyle olursa olsun Şeyh Adil Mezarlığı’nı genişletmek amacıyla DSİ’den devraldığı arsayı kısmen de olsa, asli amacına aykırı bir şekilde, ticari ve konut alanı olarak satışa çıkarması doğru değildir. Böyle bir satışın Büyükşehir Belediye Başkanı ve Büyükşehir Belediye Meclisi aleyhine haklı-haksız bir çok tartışmaya, siyasi polemiklere konu olacağı da muhakkaktır. Zaten hizmet dönemi içerisinde şahsı ve Ak Parti aleyhine muarızlarına oldukça fazla koz veren bir belediyenin, seçimlere aylar kala böyle bir satışa gitmesi akıllarda soru işaretleri oluşturur, hem ilgililerini hem de Ak Partiyi zorda bırakır. Bu karardan dönülmesi gerektiği, hatta satılan arsanın da ihalesinin ve ruhsatının iptali gerektiği kanaatindeyim. Borcunuz mu var? Bırakın kalsın, sizden sonraki bakar çaresine, ihtiyacınız mı var? Erteleyin, Maraş hiçbir şey yapmasanız da dört ay daha idare eder! Borçlu bırakmanız anlaşılır ama, mezarlığı satan bir Büyükşehir Belediye Başkanı olarak anılmak torunlarınıza miras kalır ! Ha, amacınız aday edilmediğiniz için Ak Partiye zarar vermek, muhalif adaylara tepe tepe kullanacakları bir koz daha vermekse buna bir şey diyemem.

 

Tüm iyi niyetime kimsenin günahını almama hassasiyetime rağmen, bu haberi öğrenir öğrenmez benim aklıma ilk olarak çocukluk dönemimden birtakım anılar hücum etti. Son zamanlarda eskiyi çok hatırlar oldum, iyi değil, yaşlılık alametleri bunlar. Bizim çocukluğumuzda ulaşım imkânları kısıtlıydı, hele kırsalda bir yerden bir yere gitmek için vasıta bulmak mümkün olmazdı. Çoğu zaman insanlar saatlerce yaya yürür bir köyden bir köye öyle ulaşırdı. Acıkan yolcu yol üzerinde rastladığı bir evden yiyecek ekmek, içecek su ister, ev sahibi Tanrı misafirini kendi imkânları ile ağırlardı. Aralarında aşağı yukarı şöyle bir diyalog geçerdi.

 

Yolcu : “Selamun aleyküm.”

Ev sahibi :”Aleyküm selam.”

Yolcu : “Tanrı misafiri kabul edermisiniz? Yolcuyum acıktım.”

Ev sahibi: “Buyur oğlum Tanrı misafiri başımız üstüne” dedikten sonra evde hazırda ne varsa yer sofrasına koyardı. Sofraya konulan yiyecekler (ekmek-peynir-yumurta-yoğurt) yolcunun yiyebileceğinden çok fazla olurdu.

Yolcu memnuniyetini ifade etmek için birazda mahcubiyetle: “Niye bu kadar zahmet ettiniz, çok fazla hepsini bitiremem” der, Cevaben ev sahibi: “Ye oğlum ye, yiyebildiğini ye, artanı yanında götür, acıkınca yersin” derdi.

 

Ne alaka bilmem ama, aklıma bu ev sahibi-misafir diyaloğu geldi…





Ali Ihsan KARATUT / 25-12-2018 12:00

Yazıda İsmet Öztürk olarak adı geçen CHP belediye başkanının ismini İbrahim Öztürk olarak düzeltir, bu yanılgı nedeniyle anlayış gösterileceğini ümit ve temenni ederim



FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

ÇOK OKUNAN HABERLER
YAZARLAR
SON YORUMLANANLAR
YUKARI