Bugun...



Mehmet Günalmış teknolojinin insan üzerindeki etkisini yazdı
Tarih: 09-03-2019 20:36:12 + -



facebook-paylas
Tarih: 09-03-2019 20:36

Mehmet Günalmış teknolojinin insan üzerindeki etkisini yazdı

Bir Mehmet Günalmış yazısı
 
SEN VARSAN HER ŞEY EKSİK

 

           Bu sohbeti kendisine borçlu olduğum teknolojiye taktım son günlerde. Acaba, dedim, hayatımızda sıfır teknoloji olsaydı, hiçbir teknolojik icatta bulunmasaydı insanlık, ne kaybederdik? Bence olmasa da olurdu. Biraz geri kafalı bir düşünce ama benden sadır olunca siz şaşırmadınız sanırım.

 

          Bu konuyu geçenlerde bir sınıfta dile getirdim. Çocuğun birisi şiddetle karşı çıktı, diğerleri de onu destekledi. İnsanlık mahvolurdu, dedi teknoloji olmasaydı. Hâlbuki ben de teknoloji var oldukça insanlığın yok olmaya doğru evrildiğini düşünüyorum. Gerek savaşta gerek barışta insan hayatını her geçen gün söndüren bir vahşet olarak görüyorum teknolojiyi. Saçmalıyorum değil mi, hayatımızı bu kadar kolaylaştıran, bin bir zahmetle üretilen teknolojiye çok büyük haksızlık ediyorum. Hem nimetlerinden faydalanmak hem de varlığını bela gibi görmek ne büyük bir tutarsızlık!

 

          Teknolojinin bize sunduğu en önemli icatlardan biri herhâlde telefondur. Olmasaydı ne kadar çekilmez olurdu değil mi hayat? Zaten bir zamanlar telefon yoktu ve bu eksikliği fark eden insanlar bunalıma giriyor ve intihar ediyordu.“Sevdiğim insanlarla canım istediğinde görüşemediğim için hayatıma son veriyorum, ne kadar sevildiğinizi bilin…” diye de intihar mektupları bırakılıyordu.

 

          Mesela bir zamanlar her evin önünde otomobil durmuyordu ve sırf bu yüzden kaç hasta, doktora yetiştirilememiş ve dünyasını değiştirmiştir. Hısım akraba ziyaretleri otomobil sayesinde bugün rahatlıkla yapılabiliyor, her akşam onun sayesinde eş dost ziyaretinde bulunuyoruz. Akrabalık ilişkilerimiz eskiden bu kadar sıcak değildi(!)

 

          Unutursak hatırı kalır: buzdolabı… Sıkıysa bunun da gereksiz olduğunu savun, dediğinizi duyar gibi oldum. Haklısınız, buzdolabının yeri bambaşka. Evlerimizde buzdolabı, derin dondurucu, olmasaydı resmen mahvolurduk. Şimdi her birimizin evi küçük bir köy bakkalından fazla çeşit bulunduruyor. Oysa eskiden bu kadar istifçilik yapamıyor, ihtiyacımız kadar yiyecek içecek alıyorduk evlerimize. Bazen kantarın topuzunu kaçırdığımızda en azından ziyan olmasın diye konu komşuyla bir şeylerimizi paylaşıyorduk. Soğutucular bizi böyle bir paylaşımın mahsurlarından da kurtardı…

 

          Bunlar garnitür nevinden şeyler, dalga geçilmeye biraz müsait. Şimdi konuş bakalım Mehmet Efendi: Tıptaki teknolojiye ne buyrulur? İğne, ilaç, ambulans gibi ekipman olmasaydı hâlimiz nic’olurdu? Hiçbir şeycik olmazdı hatta teknolojinin insanlara en çok zarar verdiği alanlardan biri tıp. Sanki tıp teknolojisinin gelişmediği asırlarda dünya boştu. Gene yeteri kadar ana, baba, çocuk vardı. Bebek ölümlerini nereye koyacaksınız peki? Bugün eskisi gibi bebek ölümleri mi var? Vallaha beni bu da kesmez. Bugün Allah vergisi bir bebek ölümleri meselemiz yoksa da organ mafyası diye tamamen teknolojinin kuzladığı insanlığın yüz karası bir utancımız var. El kadar çocukları kaçırıp ciğerini böbreğini çalanlar, teknolojiden istifadeyle bunu yapabiliyorlar. İlaç sektöründen gelen kırk türlü entrika kokusu da cabası. Dünyaya bir hastalığı musallat edip ardından da bunun ilacı bizde var denmesi gibi mesela.

 

          İnsanoğlu kolayı seçmiş ve konforunun elinde oyuncak olmuştur. Sıfır teknoloji belki hayatımızı bir parça zorlaştıracaktı ama insanî değerlerimizi hep yüksekte tutacaktı. Biz zengin imkânlara kavuştukça ruhumuz fakirlik çukurunun dibini boyladı. Oturduğu yerden her işini halletmeye alışan insan, üst katındaki komşusuna telefonla taziyesini sunar oldu. Bayramlarda  el öpmenin yerini emojilerle el sallamak aldı. En kısa mesafelere bile arabayla gitmeyi hüner zanneden insanın göbeği, yolculuğa yarım metre önde başlıyor. Bağımlısı olduğumuz teknolojinin borazanlığını yapmak hiç şaşırtıcı değil, yanlış da değil. Zaten ben de şimdiden sonra teknolojiyi tamamen bırakalım demiyorum. Hayatımıza hiç girmeseydi ne kaybederdik diye soruyorum ve cevabımı yapıştırıyorum: Kazancımız kaybımızdan fazla olurdu, vesselam!   

 





FACEBOOK YORUM
Yorum

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER GÜNCEL Haberleri

YUKARI