Bugun...



Bakın bizim Elbistan’ın hâline.
Tarih: 12-05-2019 12:49:09 Güncelleme: 12-05-2019 12:57:09 + -


Sırf daha çok para kazanma hırsına hizmet eden, insan hayatını ve şehrin ruhunu hiçe sayan kibir alameti, kıyama durmuş tabutluklar…

facebook-paylas
Tarih: 12-05-2019 12:49

Bakın bizim Elbistan’ın hâline.

          Eğitimci yazar Mehmet Günalmış mimaride gelinen noktayı ve Elbistanın halini anlatan yazısı;

 

          Beş binada tamamladım tahsil hayatımı. Bugün hepsinin yerinde yeller esiyor. Kalsalar ne olacaktı ki? Zaten dördü de birbirinden ruhsuz, duygusuzdu. Mimarının imzasını taşımayan, sümsük beton yığınlarıydı. Halbuki insan içinde bulunduğu dönemden gerilere yürümek istiyor bazen. Çoluna çocuğuna gezdirmek; şu bahçede top oynar, şu sınıfta sıra dayağı yerdik, demek istiyor. Tamam canım, siz istemeyin, ben isterdim.

 

          Öyle ya, bazıları hayata ve insanlara kullanattıraş bıçağı muamelesini reva gördüğü için böylesi hislerin çok uzağında kalabiliyor. Onlara göre bu tür romantizmler modern çağın kurtlarıdır. Antika değeri olmayan her eskinin yeri çöplüktür. Şurası el ele gezdiğimiz yer, şurası göz göze geldiğimiz yer şarkıları, Ümit Besen nesliyle beraber çatı katındaki yerini çoktan aldı.

 

          Dönelim esas mevzumuza. Bugün de mimar ve mühendislerimizi gıdıklayacağım biraz. Vatandaşı anlayabiliyorum, imkânları elvermediği için asırlık binalar yapmaya muktedir olamıyor. Kendisini kiradan kurtaracak derme çatma bir evcik yapıp mitili oraya atıyor. Peki koca koca devlet kurumlarının binalarına ne demeli? Öyle çirkin, öyle hissiz binalar yapılıyor ki insana, yapılmasa daha iyi dedirtiyor.

 

Hiç uzağa gitmenin gereği yok.

Bakın bizim Elbistan’ın hâlineŞehrin böğrüne böğrüne saplanmış gökdelenlerin müteahhitlerden başka kime, ne faydası oldu? Sırf daha çok para kazanma hırsına hizmet eden, insan hayatını ve şehrin ruhunu hiçe sayan kibir alameti, kıyama durmuş tabutluklar… Allah göstermesin, Elbistan önemli bir deprem bölgesinde, yaşanacak ortalama bir depremin acıları hangi maddi bedelle dindirilebilir? Hele hele Ceyhan Nehri’ni tehdit edecek nitelikteki inşaatlara belediyenin asla müsaade etmemesi gerekiyor. Velev ki daha önceden ruhsatlandırılmış olsun. Ruhsat verenin ruhsatı elinden alınmış zaten. Ne gerek var vatandaşa “yeşilleri, turuncuları” hatırlatacak hareketlere?

 

          Güya teknoloji gelişiyor, işler kolaylaşıyor ve hızlanıyor. Daha önceleri üç senede bitmeyen inşaatlar üç ayda tamamlanıyor. Bana Cumhuriyet döneminde yapılan ve estetiğe hitap eden tek bir eser gösterebilir misiniz? Bir Selçuklu mimarisi var, bir Osmanlı mimarisi var; neden bir Cumhuriyet mimarisi yok? İlçemizde veya ilimizde nevi şahsına münhasır tek bir yapı görebiliyor muyuz? Bir lisanı, bir ezgisi , bir derdi ve bir diyeceği olan taşlar cümlesinden bahsediyorum.

 

          Çalakalem yazılan şiirler gibi, gönlümüzün duraklarında nefeslenmeyenbirbirinden çirkin binalarla kuşatılıyoruz. Sadece konforu esas alan, içine lüks dolduruldukça “oldu” zannedilen tuhaf yığıntılar göz zevkimizi tarumar ediyor. Son zamanlarda belli başlı kamu binalarında da iktidarın verdiği ilhamla “Selçuklu mimarisi, Osmanlı mimarisi” esintileri olduğunu görüyoruz… Söyletmeyin insanı, ben öyle mi dedim? Onlar bizim iftihar vesilemiz ama mesele bu değil. Benim kafama takılan, neden bir Cumhuriyet mimarisi ve estetiği yok?

 

          Öyle ya, nasıl olsun ki? Mazisini reddeden haramzadeler ellerinden gelse hafızamızdan tamamen kazımak isterlerdi Selçukluyu, Osmanlıyı. Çocukluğumuz ve gençliğimiz erken kalkanın padişaha ve Osmanlıya sövdüğü nutuklarla geçmedi mi? Onlara göre Türkiye Cumhuriyeti, kendini küllerinden yarattı(!) Önceleri hiç devlet kurma kabiliyetimiz ve tecrübemiz yoktu, birdenbire birilerinin aklına ve gönlüne devlet kurma aşkı ilham oldu.

 

          Bu parantezi kapatıp kaldığımız yerden devam edelim. Bir yere kadar şunu anlayabiliyorum: Yeni devletin esaslarını yerleştirmek namı hesabına eskiyi biraz dondurabilirsiniz. Fakat bunu yaparken de kendinize ait bir imzanız olur. Öyle binalar yaparsınız ki Allah göstermesin, bir gün yeni bir devlet kurmak mecburiyetinde kalırsak önceki devletimizin hatırası mahiyetinde geride bırakacağınız övünç tablolarınız bulunsun. Bundan yüz sene sonraya kalmasından gurur duyacağınız kaç eseriniz var, şöyle bakın çevrenize. Sadece büyüklükten bahsetmiyorum, dikkat edin; ruhtan, duygudan, özgünlükten bahsediyorum.

 

          Binaların projeleri yapılırken ne kadar demir, çimento, tuğla… kullanılacağı hesaplanıyor olmalı. Bunların arasına biraz da maneviyat koysanız, diyorum. Hani eski evlerimizde güvercinler düşünülmüş, konu komşunun mahremiyeti hesaba katılmış, eve gelen misafirlerin cinsiyetine göre kapı tokmakları konmuş falan ya, işte böylesi hassasiyetlerden söz ediyorum. Para kazanmak elbette güzeldir ama varlık gayemiz bu değildir. Bundan sonra küreğinize biraz da sevgi, keder, aşk, umut, hasret koyun. Harcınızın daha tatlı olacağına inanıyorum.

 

 

 





FACEBOOK YORUM
Yorum

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER GÜNCEL Haberleri

YUKARI